Tam II. Abdülhamid’in tahta çıktığı yıl, 1876’da dünyaya gelen ve 2. Cumhuriyetin kurulduğu 14 Mayıs 1950 seçimlerinden bir ay önce vefat eden Fevzi Çakmak, yakın tarihimizin unutturulan değerlerinden biri. Tıpkı Kazım Karabekir, Cevad Paşa ve Rauf Orbay gibi o da yaşarken sessizliğe gömülenlerden. Mustafa Kemal Paşa’nın etrafındaki hayaletlerden biri haline getirildi kasıtlı olarak. 22 senelik rekor sayılan Genelkurmay Başkanlığı, Sakarya ve Büyük Taarruz zaferlerinin planlayıcılığı, ilk Başbakanlık diyebileceğimiz Vekiller Heyeti Başkanlığı ve demokrasiye geçiş sürecinde Tek Parti diktatörlüğünün yıkılmasına verdiği destek bile unutturulmaması için yeterliydi.
Bugün “Fevzi Çakmak” denilince akıllarda belli belirsiz bir resim dolaşıyor, o kadar. Vefat yıldönümlerinde Genelkurmay Başkanlığı’nda dahi anılmıyor, belgesellerde ismi geçmiyor, en fazla “Atatürk ve silah arkadaşları” diye müphem bir etikete sıkıştırılıyor.
Tam bir hatıratı var mı, bilmiyoruz. Akın gazetesinde 1948 yılında kendisiyle yapılan söyleşide bir hatıratı olduğundan bahsediliyor. Ancak bugüne kadar günyüzüne çıkmış değil. Günlükler’i bile en kritik bölümlerinden mahrum olarak neşredildi. İşte elinizdeki kitapta Mareşal’in kendi hatıralarını okuyacaksınız. Yeğeni Adnan Çakmak vaktiyle Mareşal’in kendisine anlattığı hatıralardan tuttuğu notları Murat Sertoğlu’na anlatıyor, o da 40 bölüm halinde Hürriyet gazetesinde tefrika ediyor. (10 Nisan-19 Mayıs 1975)