Edebiyatın "modern dünyamızdaki" yerini savunmak için çarpıcı bir bayrak gibi dalgalanan saldırgan mücadeleci ve hatta biraz da tahrik edici bir başlık seçtim. Hakikaten günümüzde bazılarımızın -belki de öğretim üyesi meslektaşlarım erkek ya da kadın yazar dostlarım ve her türden okurlarımın bile- edebiyatın değeri gücü faydası ve geleceğine dair kuşkuları olduğunu hissediyorum. Bu güvensizliği birkaç kelimeyle özetleyeceğim: edebiyat artık kazandırmıyor ya da artık eskisi gibi kazandırmıyor.
Pazar kurallarının egemen olduğu bir toplumda insan kaçınılmaz olarak şu soruları sormaya başlar: Bir yatırım aracı olarak edebiyatın değeri nedir? Daha da ileri gidersek: Okumanın getirisi nedir okuma için yapılan yatırımın karşılığı ne olabilir? Zira okuma zaman alan bir süreçtir hem de çok zaman; yazmak ise daha da fazla.
Fakat edebiyat karşılığını verir!
"Gerçek hayat nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat dolayısıyla dolu dolu yaşanan tek hayat edebiyattır."