Metinlerini varoluş ve yokoluş üzerine kurarak varoluşçuluğu taşraya taşımasıyla özgünlük kazanan tıpkı Kafka gibi sade dilinden yükselen müzikle giderek hayatı yazıya yazıyı ise büyülü bir hayata benzeten bir yazar...
Yazma serüvenini "hayatı kelime kelime genişletmek" olarak adlandıran Hasan Ali Toptaş metinlerini birer senfoniye de dönüştürerek dışarıyla içerinin görünenle iç dünyanın gerçeklikle rüyaların somutla soyutun çarpışmasından doğan tekinsiz bir atmosfere çağırıyor okurunu. Tam bir yazı ustalığıyla Türkçenin imkânlarını sonuna kadar zorlayarak edebiyatın büyülü dünyasına kapılar açarak...
"Söylemeye gerek bile yok 'Ne anlatıyorsun?' sorusu oldukça hantal bir soru aslında. Ne zaman bu soruyla karşılaşsam bir de ben 'Acaba hiçbir şey anlatmamış olmak mümkün müdür?' diye soruyorum kendime. Doğrusu hiçbir şey anlatmamış olmayı çok isterdim. Her şeyi ancak o zaman anlatmış olurdum çünkü."
"Toptaş Doğu'dan çıkmış İslâmi mistisizmin edebi kazanımlarıyla zenginleşmiş bir Kafka'dır."
Frankfurter Allgemeine Zeitung