Bir papağanın dilinden dökülen kırk üç gece... Kadim Hindistan'ın Şukasaptati'sinden Fars edebiyatına, oradan Osmanlı Türkçesine uzanan büyülü bir anlatı geleneği, bu kez "Güneş Doğana Kadar" adıyla okurun karşısına çıkıyor.
Hâce Said'in oğlu Said, genç eşi Mah-şeker'i geride bırakıp sefere çıktığında, ona iki papağan emanet eder. Ancak Mah-şeker, bir bey oğlunun cazibesine kapılıp yasak bir buluşmaya hazırlanırken konuşan papagan her gece anlattığı hikâyelerle onu oyalar; bir yandan da aşkın, sadakatin, ihanetin ve hilelerin bin bir yüzünü gözler önüne serer. Her hikâye bir sonraki geceye uzanır; her gece okuru biraz daha içine çeker.
16. yüzyıl Osmanlı Türkçesinin arkaik izlerini taşıyan, ayetler, hadisler ve beyitlerle bezenmiş bu eser; sadece bir masal kitabı değil, aynı zamanda bir ahlak ve hikmet hazinesidir. Her zaman ibret verici; kimi zaman güldüren, kimi zaman düşündüren, kimi zaman da ürperten bu kadim anlatılar Doç. Dr. Bekir Direkci'nin titiz çalışmasıyla günümüz Türkçesine kazandırıldı.
Klasik edebiyatımızın en renkli ve en az bilinen köşelerinden birine ışık tutan "Güneş Doğana Kadar" okurunu hem geçmişin büyülü dünyasına hem de insan ruhunun derinliklerine davet ediyor.
Her gece bir ders, her hikayede bir sır...