Tarih boyunca zulme, haksızlığa ve işgale karşı en büyük güç, cephedeki silahlardan önce vicdanlarda yakılan meşale olmuştur. Bugün Gazze'de yıkıntılar arasında elinde boş bir tasla bekleyen o masum çocuğun gözlerindeki çaresizlik de, Doğu Türkistan'ın semalarında yankılanan ve bastırılmaya çalışılan o haklı çığlık da
bizlere tek bir sorumluluğu hatırlatıyor: Sessiz kalmamak.
"Bireysel Tepkiden, Toplumsal Kuvvete" giden yolculuk, attığımız her küçük adımın birleşerek devasa bir duruşa dönüşmesiyle başlar. Tükettiğimiz her ürün, yaptığımız her tercih, aslında kimin tarafında olduğumuzu ilan ettiğimiz birer irade beyanıdır.