Seküler Faydacılık
4 İş Günü
İçinde Kargoya Teslim
| Etiket Fiyatı | : | 330,00 TL |
| Satış Fiyatı | : | 247,50 TL |
Ürün Özellikleri
- Basım Yılı:2026
- Sayfa Sayısı:230
- Kağıt Türü:Kitap Kağıdı
- Ebat:13,5 x 21
- Dil:Türkçe
- Cilt Durumu:Karton Kapak
- ISBN-13:9786255536860
Faydacılık tarihinin en önemli iki ismi olan Bentham ve Mill kendi
teorilerini inşa ederken tüm metafizik ilkeleri dışlayan bir yaklaşımı
benimsemişlerdir. Bundan dolayı her iki düşünür de teorilerinde ne
Tanrı'ya ne de dine yer vermişlerdir. Bu çalışma Bentham ve Mill'in
söz konusu yaklaşımlarının arka planını ve nedenlerini ortaya koymayı
amaçlar. Bentham ve Mill'in teorilerinde Tanrı ve dini dışlamalarının
en temel nedeni, bu alanlarla ilgili önermeler setinin olgusal zeminin
ötesine geçen içerim ve imalarıdır. Onlara göre bu durum da söz konusu
önermeleri spekülatif birer iddia haline getirmektedir. Dahası bu spekülatif
alandan beslenen din, kilise ve din adamları gibi kurumsal yapılarıyla
toplumsal yaşamı şekillendirmektedir. Bu durum ise fayda ilkesi
temelinde bir toplum inşa etmeyi amaçlayan Bentham ve Mill açısından
önemli bir sorun oluşturmaktadır. Çünkü onlara göre kurumsal din
mevcut haliyle yozlaşmış durumdadır ve mevcut yapısıyla bireyin ve
toplumun ahlaki gelişiminin önünde en büyük engeli teşkil etmektedir.
Bu soruna Bentham ve Mill'in bulduğu çözüm kurumsal dini yapının
toplumdan silinmesidir. Bentham, dinin toplumdan silinmesini yeterli
görürken, Mill ise dinin ortaya çıkardığı boşluğu doldurmasını beklediği
"İnsanlık Dini" adını verdiği seküler bir din önerir. Bu bağlamda Bentham
ve Mill dinle ilgili tartışmayı doğruluk-yanlışlık açısından ziyade
fayda-zarar açısından ele alırlar. Bundan dolayı ilgilendikleri asıl soru,
dinin emirlerinin ve öğretilerinin doğruluk ya da yanlışlığı değil, dinin
insan mutluluğuna katkı sağlayıp sağlamadığıdır. Bu sorunun cevabı
her iki düşünür için de aynıdır: din, birey ve toplumun mutluluğunun
önündeki önemli bir engeldir. Dolayısıyla onlara göre fayda ilkesi bireyin
ve toplumun mutluluğu için yeterlidir, bunun dışında köklerini fizik
ötesinden alan başka bir ilkeye ya da inanca gerek yoktur. Dahası fayda
ilkesi insan eylemleri söz konusu olduğunda mutlak doğruluk standardı
olduğundan eğer herhangi bir din ya da inanç, varlığını sürdürmek istiyorsa
fayda ilkesinin şemsiyesi altına girmek zorundadır. Fayda ilkesiyle
uyumlu olmayan, bu ilkeyle çatışan bir dinin ya da inancın varlığını
sürdürmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Bentham ve Mill için fayda
ilkesinin olduğu yerde dine ihtiyaç yoktur. Din, insanlığa fayda ilkesinin
veremediği hiçbir şeyi veremediği gibi insanlığın mutluluğunun
önündeki en büyük engellerden biridir.