John Hick'in Din Felsefesi
4 İş Günü
İçinde Kargoya Teslim
| Etiket Fiyatı | : | 350,00 TL |
| Satış Fiyatı | : | 262,50 TL |
Ürün Özellikleri
- Basım Yılı:2026
- Sayfa Sayısı:249
- Kağıt Türü:Kitap Kağıdı
- Ebat:13,5 x 21
- Dil:Türkçe
- Cilt Durumu:Karton Kapak
- ISBN-13:9786255536877
John Hick'in din felsefesi, özellikle Tanrı'nın aşkınlığı ile insanın Dinî
tecrübesi arasındaki gerilimi merkeze alarak, çağdaş teolojik tartışmalara
özgün bir perspektif kazandırmaktadır. Hick'e göre Tanrı, mutlak
ve aşkın bir varlık olarak insan kavrayışının ötesindedir; bu nedenle
hiçbir dilsel ya da kavramsal ifade, O'nu tamamen nesnelleştiremez
veya sınırlayamaz. Dinî tecrübe, işte bu aşkınlığın insan bilincinde hissedilen
tezahürü olarak ortaya çıkar ve Tanrı'nın varlığının birey tarafından
doğrudan yaşanması anlamına gelir. Hick, önermesel veya literal
dilin bu tecrübeyi tam anlamıyla aktarabilecek kapasitede olmadığını
vurgular; çünkü dil sınırlıdır ve aşkın olanın bütün boyutlarını kapsayamaz.
Bu bağlamda, din dili hem varoluşsal bir deneyimi iletmekte hem
de bireyin bilişsel, duyuşsal ve eylemsel boyutlarını kapsayan bütünsel
bir işlev görmektedir.
Hick'in teolojik yaklaşımının bir diğer temel unsuru, dinî çoğulculuk
teorisidir. Hick'in çoğulculuk teorisi, yalnızca kültürel çoğulculuğu kabul
etmekle kalmaz, aynı zamanda insanın hakikati arama çabasındaki
epistemik sınırlılıklarını ve bu sınırlılıkların ancak tecrübe ile aşılabileceğini
de gösterir. Bu bağlamda, Hick'in çalışmaları din felsefesine iki
önemli katkı sunar. Birincisi, dinî tecrübeyi merkeze alarak, rasyonel
ve önermesel teolojinin sınırlarını ortaya koyması; ikincisi, dinler arasındaki
çeşitliliği, hakikatin farklı tezahürleri olarak değerlendirerek,
evrensel bir teolojik perspektifin mümkün olabileceğini göstermesidir.
Bu yaklaşım hem bireysel iman deneyimini hem de dinler arası ilişkileri
anlamak açısından derinlikli bir analitik çerçeve sunar.
Sonuç olarak, Hick'in din felsefesi, Tanrı'nın aşkınlığı ile insanın tecrübesi
arasındaki diyalektik ilişkiyi ve dinî çoğulculuk çerçevesinde hakikati
arama serüvenini bütünlüklü bir biçimde ele alır. Din dili, yalnızca
bilgi aktarımı değil, aynı zamanda insanı tecrübeye yönelten bir araç
olarak görülür; farklı dinler ise, biricik ve aşkın hakikatin farklı kültürel
tezahürleri olarak anlaşılır. Hick'in çalışmaları, çağdaş din felsefesi için
hem metodolojik bir rehber hem de insanın varoluşsal sorumluluğunu
hatırlatan bir düşünsel zenginlik sunmaktadır.